Sevgi saklanır mı?
Bu nasıl bir mümkün.. Benim namümkünlerim var hayatımda.
Bunlar mesela sevgiyi dillendirmek göstermek yaşamak. Sevmek değişik bir kavram
zaten başlı başına, tek kişilik bir eylem ama paylaşılmadıkça bakış açısı ile üzüntü
yaratabilen.
Ben hep sevdim. Mesela küçüklüğümden beri çileği çok sevdim.
Biraz sadistçe veya yamyamca gelebilir ama her Kadıköy pazarından çilek
alışımızda annemle , onlara ne kadar güzel olduklarını ve onları ne kadar çok
sevdiğimi anlattım. Her seferinde onları teker teker yıkadık o kocaman caminin
görkemli çeşmesinde. Her bir tanesine aynı özeni göstererek sahanesin dedim ve
her tadışımda bir duraksayıp gülümsedim. Şükrediyordum belki bilemiyorum ama çocuk
aklımla o anda sadece çilek yediğim için mutlu olduğumu düşünüyordum. Çileği sevmekten asla vazgeçmedim mesela. Çünkü
o hep aynı hazzı bana vermeye devam etti . Aradan 26 sene geçmiş olmasına
rağmen o beyaz plastik poşet içinde ıslak çilekleri , o caminin avlusunu altıyolun
araba gürültüsünü annemin güzel gülüşünü hatırlıyorum. Benim ne haddime bunu
saklamak ?
Sevgiyi saklama dürtüsü kendini koruma iç güdüsü ile ne
kadar bağdaşıyor acaba diye merak ettim şuan.
Bir insana olan sevgi mesela , karşılık bulmadığı an biter
mi? Yada zarar gördüğünde kendine mi saklanır?
Ben yapamadım bunu hiçbir zaman, na mümkün diyorum ya. Arkadas
adı verdiğimiz güncel hayatımızı bizimle paylaşan insanlardan ne kadar çokça
tepki aldım bilinmez. Bu bir etken midir insan hayatında ? Benim için çoğu
zaman olmadı. Bu konuda kesin olamayışım şundandır hatırlamadığım cok gün saat
ve dakika var hayatımda. Bir de şu gerçeği unutmamak lazım insan faktörü Beynimiz
bizim en büyük dostumuz ve de düşmanımız. Bilinç çok tabiri caiz ise PİÇ. Kontrol edebileceğimizi düşünmemiz bile onun
bize yaptığı bir oyundan başka bir şey değil. Bazen çok kolay iken cevap bazen
4. Sınıf havuz problemi yanında solda sıfır. Evet yaş 30 ve hala havuz
problemine tek cevabım 2. Sınıfta verdiğim cevap ‘deliği tıkayalım öğretmenim’.
Konumuz neydi sevgiyi saklamak. Ah gerçekten cok saçma.
Robotlara his yüklemeye çalışılan bir çağda yaşarken bize bahşedilen yegane
özelliği kapatmaya mı çalışmak? Doğaya bir karşı geliş mi bu acaba, yoksa şu çok
bahsedilen normal yaşantı için gerekli olan bir kaide mi?
En çok duyduğum şeylerdir benim kendimde sevdiğim yanlarım ,
aslında tüm canlıların böyle olması benım isteğim ama Honey Your Not Alice and This is not wonderland.
Tamam kabullendim . Yok kabullendim fazla güçlü bir kelime oldu da alıştım veya
öğrendim yada duydum daha doğru olur.
Ban hep ‘ Sen cok seviyorsun ve sevdiklerine cok sevecen
ilgili davranıyorsun ‘ diyorlar arkasına da ‘ Biraz normal ol’ u
iliştiriyorlar. Bahaneleri de hazır kendilerince çünkü onlar hak etmiyor benim
sevgimi veya ben hep yanlış insanlar canlılar peşindeymişim gibi bahaneler.
Anlatmaya çalışıyordum kimi zaman gözyaşları içerisinde kimi zaman kahkahalar
ile sevmek ve sevgiyi paylaşma dürtüsü seçimle veya mantıkla yani bilincin
yaptırdığı bir şey değil. Bu his. Paylaşma dürtüsü dememin sebebi de tercih…
benim için na mümkün olan bir tercih. 30 yaşımdayım ve daha sevgimi paylaştığım
birinin reddettiğini görmedim. Neleri gördüm onu da söyleyeyim peki; Sevgimle
ne yapacağını bilemeyenleri gördüm , sevgi derecelerimizin faklılaşma noktalarında
sorunlar çıktığını gördüm, sevginin farklı çeşitleri olduğunu gördüm, arsızları
gördüm , kötü kalpli insanları gördüm ve sevmeyi bilmeyen insanları gördüm. Onların
suçu değildi bu , bu benim suçum. Şimdi baktım da melake gibi konuşmuşum fazlasıyla
ama tabi ki okadar saf ve temiz değilim . Sevgim de bazen olmayabildi.
Ama konumuz sevginin ne kadar püre olduğu degıl zaten .
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder