15 Nisan 2020 Çarşamba

Neden


Bir neden sorusu nelere mal olabilir ?
Bazen bir sinir krizine , bazen kocaman bir gülümsemeye . Bilinmez ki mesela çok basit senaryolar vardır minik hareketler ile taçlanan mutluluk ile sonlanan .
Bir de asla bilemeyeceğimiz ‘Neden?’ ler vardır. Mesela neden masallar düğün ile biter ? En mutlu anın hafızalarda kalması için mi dir yoksa masalın temel esası olan kahramanın en başarılı varsayıldığı an sayıldığından mı?
Mesela ne oldu Sindrella ya ?
Sarayda prensi ile 3 çocuk 5 at ve sayılamayacak kadar hizmetkarla balolar ve ziyaretler arasında aşk mı yaşadı hayatının son saniyelerine kadar. Bir de tabi bunun alternatif senaryosu var, tabi ki o bir prens ve bir gün kral oldu, koca ülke bir ton stres yönetilmesi gerekilen bir krallık. Belki de sorunlar baş gösterdi ve sindrella hayvanlarına geri döndü – tek bir artısı vardı çocukları ve tabi artı bir de sarayda yaşıyordu o artık.
Neden bu senaryolar hiç değerlendirilmez?
Kafa karıştırıcıdır çünkü , bazen de bunaltıcı. Gerçekleri duymak istemez çoğunluk , sanal alem veya hayal dünyası veya sentetik dünyalar daha cazip gelir.
İnanın hepsini denedim. Sanal alemde hiç olmadığım bir insan karakteri oluşturdum , arkadaşlar hatta sevgili bile edindim. Bir imaj algısından başka bir şey değil. Sanılanın aksine öyle cok zor bir kavram da değil. Hiç gitmediğim hatta sokağından bile geçmediğim mekanları etiketleyerek paylaşımlar yaptım, bir de baktım ki mekanın işletmecisi teşekkür mesajı atıyor. Hiç gitmediğim mekanın bir kokteylini içerken paylaştığım bir post için. Hayat ne kadar da enteresan. Ve insanlar … 
Hayal dünyası kontrolü tamamen size ait olan bir rüya gibi . Tabi çelik gibi bir iradenizin olması gerekiyor. Ben bir dünya oluşturdum kendime , tamam itiraf etmeliyim oldukça pozitif ama biraz narsist bir dünya. İnsanların sevgiye inandıkları , başarıya saygı gösterip taktir ettikleri, yalanın ve kötülüğün olmadığı bir dünya. İrade burada başlıyor işte çünkü hayal dünyanız da  da olsanız gerçek bir dünyanın içindesiniz ve maalesef ki gerçek dünyada insanlar yalan söyler , çıkarları doğrultusunda hareket eder ve acımasızlardır. Bunları duymamak ve bunlardan bağımsız yaşamaya çalışmak – işte bu zor olan. Bir de yine insan kavramı var – bunu başarabildiğiniz için o kadar kıskanırlar ki sizi karalamaya başlarlar. ‘ Nasıl bu kadar duyarsızsın ? Orada savaşta kaç kişi öldü biliyor musun? Nasıl hala dans edebiliyorsun?’ gibi saldırılarını da eksik etmezler. O zaman karar verirsiniz dünya sonuçta sizin hayal dünyanız.
Sentetik dünya … En keyif aldığım deneyim buydu diyebilirim açık ara. Tabi bedenime ve zihnime verdiğim hasarı sonralarda  yaşadıkça hafif pişmanlıklarım olmadı değil ama sonuçta denemeliydim.  Bu dünya hepsinden biraz farklıdır aslında biraz 3 dünyanın karışımı gibidir. Yaşadığımız dünyanın realiteleriyle her saniye burun burunasınızdır sonuçta ama istediğiniz an farklı bir frekansa geçme özgürlüğü yine sizdedir. Sentetik dünyanın bilinmeyen yegane özelliği de aslında çok fazla mensubunun olmasıdır. Hiç ummadığınız bir noktada bir o dünya mensubu ile karşılaşmanız inanılmaz olasıdır . Ondan dolayı aslında çoğu şey değersizdir. Tek değer verdiğiniz olgu vardır o da sentetik dünyaya giriş biletiniz.  
Neden sorusundan yorulduğunuz da sorun kendinize hazır mıyım diye? Sonra kırmızı pabuçlarınızla 3 kere topuklarınızı birbirine vurun ve dürüstçe açın gözlerinizi… Dürüstçe açmanız önemli çünkü bu kadar kafa karışıklığı sonrası cevap en basit ve dürüst haliyle gözünüzün önünde. Sevmediniz mi ? Hadi ozaman diğer dünyalara… Ama Rumplestillskin in söylediğini asla unutmayın ‘ Her büyünün bir bedeli var ‘


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder