Bir neden sorusu nelere mal olabilir ?
Bazen bir sinir krizine , bazen kocaman bir gülümsemeye .
Bilinmez ki mesela çok basit senaryolar vardır minik hareketler ile taçlanan mutluluk
ile sonlanan .
Bir de asla bilemeyeceğimiz ‘Neden?’ ler vardır. Mesela neden
masallar düğün ile biter ? En mutlu anın hafızalarda kalması için mi dir yoksa
masalın temel esası olan kahramanın en başarılı varsayıldığı an sayıldığından mı?
Mesela ne oldu Sindrella ya ?
Sarayda prensi ile 3 çocuk 5 at ve sayılamayacak kadar
hizmetkarla balolar ve ziyaretler arasında aşk mı yaşadı hayatının son
saniyelerine kadar. Bir de tabi bunun alternatif senaryosu var, tabi ki o bir
prens ve bir gün kral oldu, koca ülke bir ton stres yönetilmesi gerekilen bir
krallık. Belki de sorunlar baş gösterdi ve sindrella hayvanlarına geri döndü –
tek bir artısı vardı çocukları ve tabi artı bir de sarayda yaşıyordu o artık.
Neden bu senaryolar hiç değerlendirilmez?
Kafa karıştırıcıdır çünkü , bazen de bunaltıcı. Gerçekleri
duymak istemez çoğunluk , sanal alem veya hayal dünyası veya sentetik dünyalar
daha cazip gelir.
İnanın hepsini denedim. Sanal alemde hiç olmadığım bir insan
karakteri oluşturdum , arkadaşlar hatta sevgili bile edindim. Bir imaj algısından
başka bir şey değil. Sanılanın aksine öyle cok zor bir kavram da değil. Hiç
gitmediğim hatta sokağından bile geçmediğim mekanları etiketleyerek paylaşımlar
yaptım, bir de baktım ki mekanın işletmecisi teşekkür mesajı atıyor. Hiç
gitmediğim mekanın bir kokteylini içerken paylaştığım bir post için. Hayat ne
kadar da enteresan. Ve insanlar …
Hayal dünyası kontrolü tamamen size ait olan bir rüya gibi .
Tabi çelik gibi bir iradenizin olması gerekiyor. Ben bir dünya oluşturdum kendime
, tamam itiraf etmeliyim oldukça pozitif ama biraz narsist bir dünya. İnsanların
sevgiye inandıkları , başarıya saygı gösterip taktir ettikleri, yalanın ve
kötülüğün olmadığı bir dünya. İrade burada başlıyor işte çünkü hayal dünyanız
da da olsanız gerçek bir dünyanın içindesiniz
ve maalesef ki gerçek dünyada insanlar yalan söyler , çıkarları doğrultusunda
hareket eder ve acımasızlardır. Bunları duymamak ve bunlardan bağımsız yaşamaya
çalışmak – işte bu zor olan. Bir de yine insan kavramı var – bunu başarabildiğiniz
için o kadar kıskanırlar ki sizi karalamaya başlarlar. ‘ Nasıl bu kadar
duyarsızsın ? Orada savaşta kaç kişi öldü biliyor musun? Nasıl hala dans
edebiliyorsun?’ gibi saldırılarını da eksik etmezler. O zaman karar verirsiniz
dünya sonuçta sizin hayal dünyanız.
Sentetik dünya … En keyif aldığım deneyim buydu diyebilirim
açık ara. Tabi bedenime ve zihnime verdiğim hasarı sonralarda yaşadıkça hafif pişmanlıklarım olmadı değil
ama sonuçta denemeliydim. Bu dünya
hepsinden biraz farklıdır aslında biraz 3 dünyanın karışımı gibidir.
Yaşadığımız dünyanın realiteleriyle her saniye burun burunasınızdır sonuçta ama
istediğiniz an farklı bir frekansa geçme özgürlüğü yine sizdedir. Sentetik dünyanın
bilinmeyen yegane özelliği de aslında çok fazla mensubunun olmasıdır. Hiç ummadığınız
bir noktada bir o dünya mensubu ile karşılaşmanız inanılmaz olasıdır . Ondan
dolayı aslında çoğu şey değersizdir. Tek değer verdiğiniz olgu vardır o da
sentetik dünyaya giriş biletiniz.
Neden sorusundan yorulduğunuz da sorun kendinize hazır mıyım
diye? Sonra kırmızı pabuçlarınızla 3 kere topuklarınızı birbirine vurun ve
dürüstçe açın gözlerinizi… Dürüstçe açmanız önemli çünkü bu kadar kafa karışıklığı
sonrası cevap en basit ve dürüst haliyle gözünüzün önünde. Sevmediniz mi ? Hadi
ozaman diğer dünyalara… Ama Rumplestillskin in söylediğini asla unutmayın ‘ Her
büyünün bir bedeli var ‘