24 Ekim 2013 Perşembe

Güven...


Ne kadarda büyük anlamlar taşıyor bu ufacık 5 harf...
Ben bu zamana kadar yaşadıklarımdan duyduklarımdan gördüklerimden dinlediklerimden hep çıkarımlar yapmaya  çalıştım. Ve bunşar dogrultusunda yaşamaya gayet gösterdim... Gözümün önündeki bir perde gibi hep yanımda hep aklımda hep karar merci min üzerinde. Çoğunlukla dinlerim onu (Lets call it CPU as Central Processing unit in IT) 
CPU yanılmaz, şaşmaz ve asla ama asla beni yarı yolda bırakmaz.. Ama dinlemeyi reddettiğim zamanlar olmuyor mu tabi ki de oluyor. İşte o zamanlar ben biliyorum ki bunun sonu pekte hayra alamet değil.
Bana güven derecelendirme sağlayan yegane varlık, birt yandan yazarken bir yandan düşünüyorum aslında 'güven derecelendirme' hmmm güven öyle sizin belirleyebildiğimiz bir olgu mu yoksa kendiliğinden ortaya çıkan ve sizin kontrolünüz dışında gelişen bir duygu mu? 
peki o halde yıkılan bir güven neden yerine gelmez?
Yada anlamsızca bazı insanlara anında inanmamız nedendir? 
Bazı insanlarında ne söylerse söylesın bizleri ikna edememe sebebi nedir?
Bence ‘Güvenmek’ en gerçek duygulardan biri olmalı. Teslim olmanın diğer adı gibi. Birine en çok güvendiğiniz anı düşünün bir arabada direksiyonu bırakıp sağ koltuğa geçmek gibi. Artık bir nevi onun akışına kendini bırakmak gibi.
diğer yandan da güvenmek insani bir ihtiyaç. sanki hayatın zorluklarına karşı göğüs gerebilmek için yaptırmış olduğunuz bir emniyet sigortası gibi. Ne çok duydunuz bunları kim bilir:  'Öyle bir durumda kesin ... yanımda olur' 'O bana bunu asla yapmaz'  'aaa bu tam onluk iş mükemmel yapar ' bunlar işte fazla güvenmiş insanlardan  çıkabilecek cümleler. Umarız yanılmazlar ama spoiler alert ben genellikle yanılanları gördüm :( 
Ama ben her zaman  böyle oldum güven duygusundan çok korktum....
her zaman en büyük hasarları en güvendiklerimden alacakmışım gibi yaşadım ve yaşamayada devam edeceğim gibi görünüyor.  Güvenmek ihtiyaç ama güvenin yok olması da büyük bir hayal kırıklığı... Güvenmedim mi ? Tabik, güvendim inandım güzel dakikalarım oldu ama sonuç çoğunlukla yanı... Sandılar ki benim zor günümde yanımda olmak, hastanede beni ziyaret etmek veya kalp kırıklarıma melhem surmek bende onlara olan güveni arttırıcak. Tabiki etkisi olur bunlar hayatın parçası olmazsa olmazı ama asıl benim için önemli ve değerli olan benim başarı ve mutluluklarımı benimle üzüntülerimden çok paylaşan en az benim kadar mutlu olan insanlar.
Bunları bulmak gerçekten zor...
3 ay yoktum herkesten uzaktım bütün tanıdıklarımdan uzakta yeni bir başlangıç yaptım... Dönüş yolunda CPU devreye girdi ve uyarı verdi ciddiye almamaya her ne kadar gayret ettiysem de olmadı aldım. Ve yaşadım üzücüydü,
güven kırıntılarını o anda cidi anlamda kaybettim. Ne büyük özlem vardı oysa ki içimde hepsi yok oldu...
Kaç insan çıktı hayatımdan....
Güvene dair son kırıntılarımı işte o an yitirdim... 
Yes now I admit I have trust issues but I am happy about it . Is there a problem ??

Tahtadan Robot...

Bazen sadece istersin neyi neden nasıl istediğini bilmeden düşünmeden... ve çoğu zaman yeterince hissetmeden.... En kötüsüde benim için budur, yeterince hissetmeden bir şeylerden kopmak veya bir şeyleri istemek. 
Ama şu dönemde yaşadığım belkide en büyük sıkıntı sonu gelmeksizin devam eden bir hissizlik durumu. Alber Camus'un Yabancı'da ki karakterlerden biri gibi yaşamıma devam ediyorum yaş 24'te. Bu okadar trajik bir durum ki gerçekten anlatılmaz anca tecrübelenir. Yaşamadan bilinemeyecek olgular vardır hayatta ve çoğunlukla herkes o kadar emindir ki bildiğine düşünmez. 
şuan tam olarak böyle bir durumun ortasına balıklama atlamış bulunmaktayım, istedim mi ;? belki evet belki hayır... dedim ya çoğu zaman neyi istediğimizi aslında pekte bilmeyiz. 
Yanlızım...
Hayatımda neredeyse bana değer veren ve seven herkesi kendimden bir şekilde uzaklaştırmayı başardım.Bunu saldırganca veya agresif bir tutumla da değil aksine gayet ılımlı ve uzlaşmacı bir şekilde gerçekleştirdim.
Nişanlım , yani şuanki eski nişanlım...
Şuan bile gayet gururla ve neşeyle söyleyebilirim ki o adam beni çok sevdi! Mutlu etmek için elinden geleni yaptı, yaptı da ne oldu bana yetmedi yada şöyle ifade edeyim (kendimi doyumsuz şımarık bi kız olarak yansıtmada önce) beni tatmin etmedi, beklentilerimle örtüşmedi. Nedir bu kadar yüksek olan beklenti diye düşünülebilir.Ama I swear to god o kadarf büyük beklentileri olan bir insan değilim. Sadece farklılıklarımız vardı ve bu olmadı. Ben moralim bozuk veya ufaktan keyifsiz iken bir bardak kahve ve yanında minik bir çikolata , kinder sürpriz yumurta ile havalara uçabilecek bir insanım, O ise ben bu durumdayken devasa Bonnyfoodlar, çiçek demetleri , koca koca pastlar cheesecake ler göndermede buldu çözümü. Hata idi. Hemde öyle ufak değil kocaman büyük bir hata. Benim yaklaşımımdan haberdar olması beni daha cok mutlu ederdi.  büyük hediyeler heleki ofise geldiğinde yerin dibine nasıl geçtiğimi bir ben bilirim yani. Heleki o sevgililer gününde yaşadığım traji komedi ahh ahhh, 3 katlı bir PR ajansı düşünün ve kapıdan girildiğinde giriş katta benim masamı hayal edin ve üzerinde kocaman bir ORMAN! O buket yada aranjman falan değildi 25 gül , 40 vs 30 vs vs vs den olucan devasa bir camı içinde yer alan bir ormandı. Tahmine dersiniz ki utanç vericiydi:( Heleki bütün ajansın ORMAN'dan bahsediyor olması offf Ajans başkanları oturmuş Hazal'ın ormanını konuşuyor kim gönderdi diyordu Nişanlım demekle yetindim ama asıl söylemek istediğim şey Salağın teki idi. Olmadı yapamadım olduramadım denemedim diyemeyiz çok zorladım kendimi.
Yasaklar , kurallar , beklentilerr ahhhh dedim ahhhh yeterr. Kaç kere çığlık atmışım yeterr lütfen diye farkında olmaksızın. Kıyafet yasagı , insanlarla görüşme yasağı, gece çıkma yasağı, alkol yasağı . birde kurallar var tabi neymiş yürürken sigara içme , kimsenin yanında lipstick sürme, garsonla konuşma . En kötüsü de Ben senden aslında bunu beklerdim diye başlayıp devam eden cümlelerdi. Tek isteğim kurtulmak ve huzurlu olmaktı. OLDU

En yakın arkadaşım, 4 senelik ev arkadaşım , yani şuanki sadece arkadaşım...
Bu hayatta yaşıyor olan ve benim zaafımın olduğu, yeagane insanlardan önlerde geleni... Ama her zaman için bu böyledir değil mi . Şu çok açık ve net ben ne kadar düşündüysem onu o 5 misli düşündü hep beni . Okul dönemi sırf derse gidebilim diye sabahhları 'Menta' çaylarıyla uyandırdı, sırf hasta olmayayım diye saçlarımı o soğuk evimizde kendi kuruttu özene özene, sırf ben biraz daha güleyim diye  kendini maymun etmekten (heryerde her zman ) hiç çekinmez, elinden geleni yapar, Maslaktaki iş hgörüşmem için Beylükdüzünden kalkıp kozyatagına gelip beni iş görüşmesine götürmeye kadar hic bir şeyi esirgemedi herşleyi yaptı, yaptı noldu? Şuana bak... Sıfır hiç bir şekilde birbirimizin hayatında bile değiliz belkide. O böyleydide ben değil miydim ?Tabiki öyleydim neler yapmadım ki neler  maddi manevi herseyinde yanındaydım bunu da geçtim anne gibi koruyup kolladım yıllarca Yaptım da noldu;? Hiç... Zamanla uzaklaşırmış insanlar oyle olmadı bizimkisi biz dönemsel ayrılık yaşıyoruz diye bakıyorum hala ve hala. Çok seviodu koruyodu destek vermek için herşeyi yapıyordu yapıyordu da ne oluyordu bana fazla geliyordu.. ona ayak uydurmazsam üzülecek hissiyatı bunun sorumluluğu yoruyordu. Onu kırmadan uzaklaşmalıydım , belki kendimle kalmalıydım belki sadece bunalmışlıktı bu yaşadığımız... Nitekim uzaklaştık, yanlız kaldım. OLDU 

Hiç olmayan kız kardeşim, 9 senelik dostum, yani şuan ki canım ama uzağım...
Koruma içgüdüsüylke yaklaştığım , masum hali ve hayata bakışıyla beni insanlara over and over inandıran yegane insan. Kendimi bildim bileli üzerime titreyen insandır kendisi, sakarlıklarım ile bilinen ben yavrucağım kızın çok göz yaşına sebep olmuşumdur. Gözlerim çönünde  suratımdaki bir ağru ifadesiyle ne hale geldiğini görüp kendimden çok ona üzüldüğümü canımın acıdığını çoğu kez hatırlarım. Eee sızladık sızladık durduk , üzüldük , güldük , gezdik , kahkahalar attık , ağladık, mal mal oturup boş duvarlara baktıkk, karadenizde gemiler batırıp, midelerimizde uçan kelebekleri saydık... Saydıkta noldu gün geldi bunların hepsi krediyi yitirdi. İnsan hata yapmadan yaşayamaz yaşasa mutluy olamaz öğrenemez.. Hayat'ı yaşıyor olmaz. Bizde çok hata yaptık, gerekli gereksiz çıkışlar , kalp kırmalar ve daha nicesi ama hiçbiri koparmadı. Lisedeydik söyledik birbirimize
Aint no mountain high enough
aint no valley low enough
ai,nt no river wild enopugh
ıf you need me call me
no matter how far ,
just call my name
ı will be there in ahurry
you dont have to worry

ve hepte böyle oldu ama biran geldi ki hayat o kadar da değilmişsiniz dedirtti bize hemde en yakında olduğumuz  en güzel geçebilecek zamanda bazen işte ne yaparsan yap gerçekten olmuyor ve hayat ısrarla bana bunu öğretmeye devam ediyor.Ama mutluyum aslında hayatında biri var planlar yapılıyor ediliyor bunlar güzel şeyler beni mutlu eden şeyler.Onun ilişkisinde sorun yaşarken neşeliyken her şekilde yan yana olmak benim temennim ama ben sert kabuğunun altında ilgi isteyen bir salyangoz gibiyim o kadar hassasım ki bir tuz tanesi bile dağılıp yok olmama yetebilir. Ve yetti dağıldım... Guetta uğruna dağıldım.Ve düşündüm belki dedim en hayırlısı en güzeli onun ilişkisini yaşaması ve benimde yoluma bakmam dedim bunu istedim, hayatımda her zaman olacağını biliyordum ama belkide mesafenin olması en güzelidir diye düşündüm. Nitekim mesafe koyduk ,yalnız kaldım. OLDU.

Yanlız kalmayı istedim, huzur keyif mutluluk ve herkesin isteyeceği şeyleri istedim ne yaşadığımı düşünmeden isteğimin sonuçlarını öngörmeden. Sadece yaşadım , yaşıyorum ve yaşayacağım...

Normal bir insan şuan bu hayatının önemli parçalarında yanında olmuş, paylaşmış, yaşamış ve benimsemiş olduğu insanlar ile  ilgili yazarken duygulanır , belki hüzünlenir belki abartıyorum ama ağlar sonuçta hoş şeyler değil ama ben I am not Normal and I accept it.

 İstedim ne istediğimi bilmeden ve ele ettim. Hoşuma gidiyor mu,? Kocaman bir hayır!
Üzgün müyüm? Hüzünlü müyüm? Duygusal ? Melankoli? Özlem içinde miyim? Mutsuz muyum? Hayır hayır ve yine Hayır. Mutlu muyum peki? Ona da Hayır.
Çünkü devasa bir hissizlik var içimde yaşadığım ve üzerimden atamadığım. 
Ve şuan ben hisslerimden çok uzak bir yerlerde  Hissiz Tahtadan bir robot misali yüzümde kocaman bir neşe maskesiyle yaşıyorum...


22 Ekim 2013 Salı

Var mi itirazi olan?

Yillarca icinde yasadigim bir hayal dunyasi olusturmusum kendime....
Daha cok yakin tarihte fark ettim ve kendime cok ama cok kizdim. Polyyanna yaklasimim beni mutlu etmedi desem yalan olur aslinda ama yinede gerceklikten bu kadar kopuk bir hayatta yasamis ve yasiyor oldugumu bilmek fazlasiyla moral bozucu ve kafa karistirici geldi bana. 
En buyuk yalanim su gbi geldi bana' bizim konusmamiza gerek yoktu gozlerimiz kalabaligin ortasinda yanliz kalir ve anlasirlardi. Belli seyler icin ozel kelimelerimiz vardi mesela 'tutku' '. Bunu soyleyip niceleri mutlu oldum, niceleri gozlerim asktan doldu tasti. Niceleri ise ne yegane bi ask yasamis oldugumuzu anlatmak icin kullandim farkinda olmaksizin bu aciklamayi. Ama dusundum ve suna kanaat getirdim bu sadece benm hayal gucumdu. Aslinda ortada var olan sadece benim gozlerimin isiltiydi benim hissettigim buyuk aicaklik buyuk askti. O ise sadece benim gozlerimin isiltisindaki yansimada yer aliyordu bu gercek disi paradigmada. Acinasi? Bende oyle dusunmustum. 
Ama kac sene olmus diye dusunuormm ve net cevabi hatirlayamayacak kadar cok oldugunu fark ediyorum. Ve bunca sene bu kah beni mtlu etti kah uzdu ama bi sekilde yanlizligimi karanligin en dibine benden cok uzaktaki diyarlara gonderdi.  Bu yeterli mi dedikce hala o anlari hatrliyor ve kendimi gulumsemekten alikoyamiorm. Ohalde cevap veriyorum kocaman bir  evet beni mutlu etmis ve en onemli olan da bu. İtiraf zamani ohalde evet ben kendi hayal/yalan dunyasini kurup bunun icinde gerceklerden uzakta huzurlu mutlu yasayan minik bir kiz cocuguyum... Var mi bir itirazi olan?